KütüphaneAlıştırma

Spor ·

Kadın basketbolundaki Amerikan hanedanlığını biri durdurmayı başarabilir mi?

Amerikalılar 13 Eylülde Berlin'de Fransa'yı 97-79 yendikleri zaman, üst üste beşinci dünya şampiyonluklarını kazandılar ve Sovyetler Birliği'nin 1959-1975 arasındaki serisine, şampiyona tarihinin bugüne kadarki en uzun serisine ortak oldular. Toplam 12 şampiyonlukla, ABD dünya kupalarının açık ara en başarılı takımı olmayı sürdürüyor; finaldeki son yenilgisini ise 1983'te aldı.

Yine de final hiç de bir formalite olmadı. İlk kez bir dünya kupası finaline yükselmiş olan Fransa, ikinci çeyrekte 14 sayı öne geçti; bu Amerikan takımı için 2006'dan bu yana bir dünya kupasındaki ilk çift haneli geriliği oldu. Fark daha devre arasında iki sayıya inmiş bulunuyordu ve 30-12 kazanılan üçüncü çeyrekte Amerikalılar maçı fiilen kopardı. Bu tür bir geri dönüş tesadüf değil, gerçi beşinci şampiyonluğu öyle bir takım kazandı ki on iki oyuncusundan yedisi ilk kez bir dünya kupasında oynuyordu. Tecrübeyi veteranlar Breanna Stewart, Chelsea Gray ve Kahleah Copper sağladı; dünya kupasında daha önce oynamış tek oyuncular onlardı.

İkinci kez turnuvanın en değerli oyuncusu seçilen Stewart, finalde 22 sayı ve 10 ribaund kaydetti. Dördüncü dünya altınıyla o Sue Bird'ün rekoruna ortak oldu; ayrıca kariyerinde dört üniversite şampiyonluğu, WNBA'de üç şampiyonluk ve üç olimpiyat altın madalyası da bulunuyor. Onun örneği Amerikan üstünlüğünün özünü gösteriyor: içinde yeteneklerin üniversite basketbolunda, ardından da profesyonel ligde olgunlaştığı bir sistem. Başka hiçbir ülkenin üst düzey oyunculardan bu kadar geniş bir havuzu yok; bu yüzden gençleştirilmiş bir Amerikan takımı bile favori olmayı sürdürüyor.

Ne var ki dünyanın geri kalanı yerinde saymıyor. 2024 Paris Olimpiyat Oyunlarında finali ABD'ye yalnızca bir sayı farkla kaybetmiş olan Fransa, bu kez ilk dünya kupası finaline ulaştı. Bronz madalyayı kazanan İspanya, genç Awa Fam ve Iyana Martín'e güvendi; FIBA bu iki oyuncuyu yükselen yıldızlar olarak tanımlamıştı. Ev sahibi Almanya yarı finale yükseldi; orada Fransa'ya kaybetti ve ardından bronz madalya maçını da İspanya'ya kaybetti. Şampiyonanın en skorer oyuncusu, maç başına ortalama 21 sayıyla Belçikalı Emma Meesseman oldu.

Organizatörler de memnun olmakta haklı: Berlin'deki iki salonda oynanan 36 maçı toplam 234.004 seyirci izledi, yani maç başına ortalama yaklaşık 6.500 kişi. Almanya 1998'den sonra ikinci kez şampiyonaya ev sahipliği yaptı. Yüksek seyirci ilgisi öyle bir dönemde önemli bir mesaj niteliğinde ki kadın sporu medyada ve sponsorlar nezdinde daha fazla yer arıyor.

O hâlde Amerikan serisini biri bozmayı başarabilir mi? Bir sonraki büyük sınav 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları olacak; orada Amerikalılar kendi seyircileri önünde oynayacak. Tarih yine de gösteriyor ki hiçbir seri sonsuza dek sürmüyor, nitekim Sovyet serisi de beş şampiyonluktan sonra sona erdi. Ancak Amerikan sistemi yeni yıldızlar yetiştirdiği sürece, dünyanın geri kalanı şansını beklemek zorunda kalacak.

Metni okudunuz

okunduSonraki metin →Anladığınızı kontrol edinBu metnin soruları yakında geliyorKelimeleri çalışınMetindeki kelimeler

Diller

Seviyem